 |
Başarıya Ulaşmanın Formülleri...
“Başarısızlık yapamamak değil,
yapamayacağını sanmaktır. Bizi düşüncelerimiz sınırlamazsa hiçbir
yaratık sınırlayamaz.”
1. Büyük Düşünmek:
Kaderimizin kanunu şudur: Düşünceler eylemlere yol açarlar.
Eylemler alışkanlıkların nedenidir. Alışkanlıklarımız bizim
karakterimizi, kişiliğimizi belirler. Karakterimiz ise kaderimizi
örgüleyen en önemli nedendir. Yaratıcımız geleceğimizi belirleme
gücünü bize vermiştir. Herkes yürüdüğü yolun sonunda var olana
ulaşır. Tırmandığınız merdivene bakarak sonunda nereye
yükseleceğinizi anlayabilirsiniz. Dolaysıyla büyük sonuca giden yol
büyük düşünceden başlar.
Hayat nehri Kızılırmak'tan daha kıvrımlı, Niagara'dan daha akıntılı
ve tehlikelidir. Niagara nehri boyunca ilerlerken, bazı akıntı
kollarının sizi inanılmaz güzelliklerle dolu vadilere götürdüğünü
görürsünüz. Ama bazı kolların ucunda sonu ölüm olan şelaleler
vardır. Tehlikenin başına geldiğinizde artık her şey bitmiş olur.
Sona gelmeden önce yolunuzu değiştirebilirsiniz. Çoğu zaman geç
kalmış olmazsınız. Ama bir gün gelir her şey bitmiş olur. Tedbir
almazsanız geleceğiniz öyle bir ölüm bataklığına saplanır ki yeniden
dirilmek için ne bir çaba gösterebilirsiniz, ne de göstereceğiniz
çaba geleceğinizi kurtarabilmek için yeterli olabilir.
Büyük olduğunu düşündüğümüz insanların çoğu çocukluk yıllarını
bizden daha ağır şartlarda geçirdiler. Ağır hastalıklarla
boğuştular, yetim kaldılar, çevreleri tarafından terk edildiler.
Bazılarının geri zekalı olduğu düşünülüyordu. Açlığı, fakirliği
çektiler. Onların isimlerini tarihe altın harflerle yazdıran sırrı
biz neden kullanmayalım?
Anthony Robbins küçük düşündüğünde bir otel görevlisiydi. 21
yaşında bir genç olduğunda, aniden büyük düşündü ve on yıl içinde
hayatı hayal edebileceği kadar hızlı bir yükselişe geçti. Şimdi
milyonlarca insan onu örnek almaya çalışıyor.
"Büyük Düşünmenin Büyüsü" isimli kitabında Dr. David J. Schwartz
ilginç bir tespiti aktarıyor. Amerika'da büyük bir şirketin işe alma
bölümüne başvuranların durumu çok çarpıcıdır. Şirketin yılda 10 bin
dolar ödediği işlere başvuranların sayısı, yılda 50 bin dolar ödenen
işlere başvuranların sayısından 50 ile 250 kat fazlaymış. İnsanların
çoğu daha ucuz işlere başvuruyorlar. Bunun anlamı açık: Yola
yüksekten başlamaya cesaret edemiyoruz.
Siz işe girmeye karar verdiğinizde hangi görevler için
başvurursunuz? Çoğu kimse "bir iş olsun da ne olursa olsun"
anlayışındadır. Az istediğiniz için kaderiniz size az veriyorsa
niçin ona küsüyorsunuz? İnsanların çoğu büyük işlere layık
olmadıklarını düşünürler. Kendilerine güvenmezler. İnanılır gibi
değil.
Vanlı bir çocuk tanırım. Öğrenim görmek için Ankara'ya geldiği
zaman, şehir içi otobüs bileti alacak parası yoktu. Öyle ki eski
Ankara terminalinden Demetevler semtindeki arkadaşlarının evine bir
gece yarısı iki saat yürüyerek gitmek zorunda kalmıştı. O genç
Anadolu'nun tertemiz ruhunu yansıtıyordu. Onun hakkında inanılmaz
bir gelecek beklemiyordum. Küçük bir tezgahın başında ticarete
başlayan Kayatürk şimdi her ay milyarları yönetiyor. Büyük düşünmeyi
öğrenmeseydi, işini bu kadar büyütebilir miydi? Kader herkese
istemeyi bildiği kadarını vermiştir. Düşünsenize, niçin kaderin
sahibi: "Dua edin cevap vereyim." "Dua etmezseniz ne öneminiz var."
Diyor?
“Mutluluk, güzelliklerin içinde doğanların değil, çirkinliklerin
bile güzel yanlarını keşfedebilecek kadar güzellik kaşifi
olanlarındır.” Muhammed Bozdağ
2. Coşkunuzu Güçlendirin
Coşkunuzu güçlendirmek için önerdiğimiz yollardan sonuncusu
konuşmalarınızda “güçlendirici” kelimeleri kullanmanızdır. Olumlu
yük taşıyan güçlendirici kelimeleri her kullanışınızda ruhunuzun
güçlendiğini görürsünüz. Dinleyen herkes güçlü kelimelerinizin
etkisiyle sizde sihirli bir güç olduğunu sanır.
Güçlendirici kelimeleri kullandıkça manevi gücünüzün,
özgüveninizin, coşkunuzun arttığını göreceksiniz. Bu kelimeler,
onları her tekrar edişinizde sizi daha güçlü ve etkileyici
gösterecek. Dahası mıknatıs gibi bir çekiciliğe sahip
olacaksınız.(Güçlendirici kelimelerin altı çizilmiştir)
Başarı için dayanma gücüne, cesarete ve özgüvene ihtiyacımız var.
Küçük bir engel karşısında hemen ümitsizliğe kapılan, kendini
çaresiz hisseden bir insanın durumu çok acıdır. Oysa büyük kelimeler
hayatımızı aniden değiştirebiliyor. Öyle ki en zayıf olduğunuz anda
güçlendirici kelimeleri beş dakika tekrar ederseniz tüm
duygularınızı değiştirebilirsiniz. Zihniniz, duruşunuz, yüz
hatlarınız değişir(Zayıflatıcı kelimelerin altı çizilmiştir)
Büyük ve güçlendirici kelimeler arasından en önemlilerini size
aktarmak istiyoruz. Bu kelimeleri ve bunların eş anlamlılarını sık
sık kullanın. Kendinizi ve yaptıklarınızı bu kelimelerle tanımlayın.
Çılgınca tanımlayın:
Enerji yükü en fazla olan güçlendirici kelimeler:
“Büyük, farklı, şimdi, hızlı, fırsat, harika, bedava, kazançlı,
yeni, kolay, heyecan verici, kesin, canlı, güzel, temiz, ilginç,
muhteşem”.
Diğer güçlendirici kelimelerden bazı örnekler:
Sır, başarı, zafer, yapmak, cesaret, önem, sevgi, saygı, barış,
oyun, gülmek, yardım, vermek, yükselmek, eğlenmek, sevinmek, coşmak,
kahramanlık, şeref, dürüstlük, tazelik...
Bu kelimelerin her birinin eş anlamlısı olan onlarca kelime
bulabilirsiniz. Büyük kelimeleri diğerlerinden ayırmalı ve onları
her fırsatta yüzlerce kez tekrar etmeliyiz.
Eş anlam açısından size bir örnek vermek istiyorum. "Büyük"
kelimesinin yaklaşık eş anlamlıları arasında "Heybetli, kocaman,
koskoca, çaplı, cesametli, devasa, muazzam, çarpıcı, azametli,
ihtişamlı, muhteşem, şahane, haşmetli, görkemli, göz kamaştırıcı,
göz alıcı, yüce..." gibi kelimeler yer alır.
Bu kelimeleri kullanarak kendinizi tanımladığınızda neler
hissetmeye başladığınızı, gücünüzün nasıl devleştiğini göreceksiniz:
İsterseniz bunu hemen şimdi yapın ve nasıl kudretli bir padişaha
dönüştüğünüzü görün:
"Kendimi muhteşem hissediyorum. İnanılmaz harikalıkta işler
başardım. Ben son derece güçlüyüm. Son derece başarılıyım. Harika
bir insanım. Başarmak çok kolay. Ne kadar zevkli işler yapmışım!
Şimdi mükemmelleşiyorum. Azamet ve heyecan kuşatıyor beni. Gücün
ruhumda dolaştığını görüyorum."
Bu sözleri, bunlara benzer cümleleri kendiniz hakkında yüzlerce kez
tekrar edin. Kanatlanıp uçmaya başladığınızı göreceksiniz. "Hayır
yalan söylüyorsunuz" diyecek size çevreniz. Ruhunuzun derinlerine
fısıldayan şeytandan aynı olumsuz telkinleri işiteceksiniz. İnsanlar
kendi yalanlarının kurbanı oldular. Yıllarca kendimize yalanlar
söyledik. Güçsüz olduğumuzu, bahtsız ve başarısız olduğumuzu
söyledik. Şimdi söylediğimiz bu yalanların esareti altında
inliyoruz. Ne olurdu birileri çocukken bize bizi uçuracak yalanları
nasıl söyleyeceğimizi öğretseydi.
"Sevinçten coşuyorum" derseniz yalan mı söylemiş olursunuz? Eğer bu
sözü söylemeye devam ederseniz idam sehpasında bile sevinçten
coşarsınız. Eğer "sıkıntıdan içimi kemiriyorum" demekte ısrar
ederseniz padişah koltuğunda ölüm acısı yaşarsınız. Tekrar ediyorum.
Kendi yalanlarımızın kurbanıyız. İnandığınız tek doğru vardır. O da
mutlak olan doğru değil, kendimize ısrarla söylediğimizdir. Hangi
yalanı kendinize ısrarla söylerseniz tüm ruhunuz ona inanacaktır.
Alt bilinciniz neyin doğru, neyin yanlış olduğunu bilmez. Sadece ona
en çok söylediğinizi doğru kabul eder. Bizim tek doğrumuz kendimize
ısrarla söylemeye devam ettiğimizdir.
Kendinize kırk gün deli olduğunuzu söylerseniz gerçekten deli
olursunuz. Kırk gün akıllı olduğunuzu söylerseniz gerçekten akıllı
olursunuz. Ona ne olmak istediğinizi söyleyin. Beyniniz olmak
istediğiniz gibi olmakta zorluk çekmeyecektir. Her renge
girebiliriz, her farklılığı ustalıkla başarabiliriz.
Kullandığımız aktif kelimeler çevremizin kullandığı kelimelerden
inanılmaz derecede etkilenir. Çoğumuz içinde yaşadığımız çevrenin
kopyacısı oluruz. Trabzon’da “da”, Eskişehir’de “gali”,
Diyarbakır’da “lo” seslerinden kurtulamadığımız gibi, çevremizdeki
insanların kullandığı kelimelerden de kurtulamayız. İki kelimeden
ibaret olan isminizin anlamının bile karakterinizi
değiştirebildiğini bildiğiniz halde kullandığınız kelimeleri
ayıklamayı ihmal eder misiniz?
Şurası gerçek: Sanatla ilgilenen insanlarla sanat konusunda,
bilimle ilgilenenlerle bilimsel alanda konuşursunuz. Konuştuğunuz
alan, üzerinde düşündüğünüz alana dönüşür. Öfkeli insanların yanında
öfke kelimelerini duydukça onları kullanır hale gelirsiniz. Bu
kelimeler kendilerine bağlanan anlamları bilincinize çağırır. Bu
çağırma işlemi tekrar ettikçe, artık otomatikleşir ve öfkeyi bizzat
yaşayan ve yaşatan insanlar oluruz.
Sözünü ettiğimiz gerçekten emin olmak istiyorsanız farklı
kültürlerden insanların konuşmaları ve duyguları arasındaki
ilişkileri inceleyebilirsiniz. Ortak dili kullananlar arasındaki
duygu ve tutum benzerliğini fark edeceksiniz.
“Beyninize ne yapmak istediğinizi söylemezseniz, nasıl
yapabileceğinizi sizin için kendiliğinden araştırıp size
söyleyemeyecektir.” Muhammed Bozdağ 3. Hedef Belirlemek
Başarı aynı yönde sonuna kadar gitmektir. “Nereye gideceğini bilen
kişiye yol vermek için dünya bir yana çekilir.” Hangi yönde nereye
kadar gidiyoruz? Tam olarak ne istediğinizi bilirseniz, çevrenizdeki
güçler size nasıl yardımcı olacaklarını bilirler. Zihninize ne
yapmak istediğinizi söylerseniz onu yapmak için çalışır.
“Nereye gideceğini bilmeyen gemiye hiç bir rüzgar fayda vermez.”
sözü hedefsizliğin gerçek sonucunu ortaya koyuyor. Ne yapmak
istediğinizi bilmiyorsunuz, ama çevrenizde binlerce fırsat rüzgarı
uçuşmaya devam ediyor. Hedefiniz yoksa fırsatları nasıl
kullanacağınızı, yelkenlerinizi ne şekilde ayarlayacağınızı
bilemezsiniz.
Kendilerini başarısızlığa mahkum edenler hedefi, zihinde dolaşıp
duran hayallerle karıştırırlar. İsteklerin, dileklerin hedef
olduğunu sanırlar. Sonuçta hedefsizliklerini değil de
talihsizliklerini suçlarlar. Onlara, isteseler neler
yapabileceklerini söyleseniz, inandıramazsınız. Büyük işler
başaranların, bunu sadece hedeflerine borçlu oldukları konusunda
ikna olmazlar.
Her başarı, sahibinin bizzat kendisinin ürettiği bir şaheserdir.
Başkasının ürettiği eseri satın alabilirsiniz, ancak kendi
başarınızı satın alamazsınız. Uzun bir yolculuğa çıktığımızda
mutlaka dikkate almamız gereken bir gerçek var: Öncesinde acı
tattırmayan sonrasında zevk tattıramaz. Hamuruna alın teri
damlamayan bir bina gösteremezsiniz. Ağlamamışsanız
gülemeyeceksiniz. Uykularınız hiç kaçmamışsa, huzurlu uykulara
kavuşamayacaksınız. Denizlerin derinlerindeki inciye ulaşmak
istiyorsanız, derinliklerde dolaşmayı ve ahtapotla yüzleşmeyi göze
almalısınız. Merak etmeyin, başaranlara zarar vermeyen acılar size
de zarar vermeyecektir. Hedef belirleyebilmek için uykusuz kalmanız
gerekiyorsa bunu göze alın.
Hedef sahibi olduğunuzda tüm duruşunuz ona hizmet edecektir. Geçen
tüm saniyelerinizde zihniniz hedef üzerinde düşünecek,
konuşmalarınızı, ilginizi ve öğreniminizi hedefiniz belirleyecektir.
Böylece dikilen bir ağacın beslenerek büyümesi gibi, hedeflerle dolu
bir zihinde yaşatılan arzular içten içe inşa olmaya ve yeşermeye
devam edecektir. Hedefsiz insan kökleri kesilmiş ağaç gibidir,
yeşermez. Kökleriniz canlı mı? Her gece uyumadan önce, sulanmak
isteyen büyük bir hedef kendisini size hatırlatıyor mu?
Hedef üzerinde çalışırken dikkat etmemiz gereken belli kurallar
vardır. Bu kuralları sistemli şekilde uygulayabildiğimiz ölçüde
hedefimiz elimize verilecektir.
“Hiç kimse bir şeyi elde edebileceğine inanmadığı sürece onu elde
etmeye hazır değildir. Ne kadar hazır olduğunuzu ne kadar
arzuladığınız belirler.” Muhammed Bozdağ |
|
|
| |
| |
|
 |